Bana 6 şeyi garanti edin ….

Bana 6 şeyi garanti edin ….

Bana altı şeyi garanti edin (yerine getirin), ben de size Cenneti garanti edeyim (Cennete girmenize kefil olayım).”


Herkes bilir ki, “garanti” anlayışı insanlar arasında alışverişte ve genel ticarette büyük önem taşır. Garantili mallar, insanların gözünde garantisiz olanlardan daha değerlidir. Bu da insanların garantili şeylere daha fazla önem verdiğini gösterir. Bu önem ise garantiyi veren kişinin güvenilir, doğru sözlü ve emanete sadık olmasıyla daha da artar. Üstelik bu garantiyi elde etmek için gereken şeyler kolay ve zahmetsiz olduğunda, insanların buna olan ilgisi daha da artar.
Peki bu garantiyi veren kişi Peygamberimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) olursa nasıl olur? O ki, doğru söyleyen ve doğruluğu tasdik edilen, hevasından değil vahiy ile konuşandır. Peki garanti edilen şey; genişliği gökler ve yer kadar olan, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiçbir insanın kalbine gelmeyen nimetlerle dolu Cennet olursa?
Üstelik bu garantiyi kazanmak için gereken ameller de kolay ve zahmetsiz ise?
Ubade bin Samit (radıyallahu anh) rivayet eder ki, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Bana kendinizden altı şeyi garanti edin, ben de size Cenneti garanti edeyim:
• Konuştuğunuz zaman doğru söyleyin,
• Söz verdiğinizde yerine getirin,
• Size emanet edileni iade edin,
• İffetinizi koruyun,
• Gözlerinizi haramdan sakının,
• Ellerinizle (insanlara zarar vermekten) kaçının.”


(Bkz: Silsile Sahîha, 1470)


Bu, karşılıklı bir garantidir; vefaya karşı vefadır:
“Siz bana altı şeyi yerine getirin, ben de size Cenneti garanti edeyim.”
Bu altı amel ne kadar da kolaydır! Hayır kapılarından olan bu işler ne kadar da hafif ve basittir! Kim hayatında bunlara riayet eder ve ölünceye kadar korursa, onun için Cennet garanti edilmiş, oraya giden yol ise kesin ve güvenli olmuştur.


“Cennet, takva sahiplerine yaklaştırılacaktır. İşte bu size vaad edilendir; (Allah’a) yönelen ve (O’nun emirlerini) koruyan herkes için. O kimse ki Rahman’dan, O’nu görmediği halde korkar ve yönelen bir kalple gelir. (Onlara denir:) Oraya selametle girin! İşte bu ebedilik günüdür. Orada onlar için istedikleri her şey vardır; katımızda ise daha fazlası da vardır.” (Kaf, 31–35)


Birinci özellik: Doğru sözlü olmaktır.
Mümin konuşmasında doğru olur, yalan ona yaklaşmaz. Hayatı boyunca doğruluğa bağlı kalır ve bu onu Cennete götürür. Hadiste şöyle buyrulur:
“Doğru olun! Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de Cennete götürür. Kişi doğru söylemeye devam eder ve doğruluğu arar; sonunda Allah katında ‘sıddîk’ olarak yazılır.” (Müslim)


İkinci özellik: Verilen söze ve ahde vefa göstermektir.
Bu, müminlerin ve takva sahiplerinin alametidir. Onlar sözlerini bozmaz, ahitlerini çiğnemezler. Vefa, toplumun temel direklerindendir. Bütün ilişkiler, alışverişler ve bağlar vefaya dayanır. Vefa ortadan kalkarsa güven kaybolur, ilişkiler bozulur ve nifak ortaya çıkar.


Üçüncü özellik: Emaneti yerine getirmektir.
Bu, en büyük ahlaki özelliklerden biridir. İmanın kemalindendir ve güzel Müslümanlığın göstergesidir. Emanet sayesinde din, namus, mal ve can korunur. Hadiste buyrulur:
“Mümin o kimsedir ki insanlar mallarını ve canlarını ona emanet eder.” (Ahmed)
Emanet yaygınlaştığında toplum güçlenir ve bereket artar.


Dördüncü özellik: İffeti korumaktır.
Yani haramdan uzak durmaktır:
“Onlar iffetlerini korurlar… Kim bunun ötesine geçerse, işte onlar haddi aşanlardır.” (Müminun, 5–7)
Bu, nesli korur, toplumu temiz tutar ve hastalıklardan muhafaza eder.


Beşinci özellik: Bakışı haramdan sakınmaktır.
Allah Teâlâ buyurur:
“Mümin erkeklere söyle: Gözlerini sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar… Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar…” (Nur, 30–31)
Bu, imanın tadını artırır, kalbi nurlandırır ve insanı haramdan korur.


Altıncı özellik: Elleri (kötülükten) alıkoymaktır.
Yani insanlara zarar vermemektir. Başkalarına eziyet eden kimseyi ne Allah sever ne de insanlar. Bu, kötü ahlakın göstergesidir. Aksine, zarar vermemek ve hatta zararı ortadan kaldırmak büyük sevaptır. Hadiste şöyle buyrulur:Bir adam yolda insanlara eziyet veren bir dalı kaldırdı ve bu sebeple Cennete girdi. (Müslim)


Sonuç olarak, Cennetin kapıları açıktır, yolu açıktır ve kolaydır. Bu fırsatı kaçırmadan bu amellere sarılalım ve hayırlarımızı artıralım.
Allah hepimize bunlarla amel etmeyi nasip etsin ve bizi hayra yöneltsin.