Oruçlu unutarak yerse
- 1494
Kadının sabah vakti namaz yerinde (musallasında) kalmasının bereketi
Cüveyriye bint el-Hâris (radıyallahu anha)’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz ﷺ sabah namazını kıldıktan sonra onun yanından erken vakitte ayrıldı. O sırada Cüveyriye kendi namaz yerinde bulunuyordu. Daha sonra kuşluk vakti olduktan sonra geri döndü ve onun hâlâ oturmakta olduğunu gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Ben seni bıraktığım hâl üzere hâlâ duruyor musun?”
O da: “Evet” dedi.
Peygamber ﷺ şöyle buyurdu:
“Ben senden sonra dört kelimeyi üç defa söyledim ki, eğer bugün senin söylediğinlerle tartılsaydı, onlara denk gelirdi:
‘Sübhânallâhi ve bihamdihî, adede halkihî, ve ridâ nefsihî, ve zinete arşihî, ve midâde kelimâtihî.’”
(Sahih Muslim)
Bu hadisten, evlerinde bulunan kadınlara özel bir faydaya dikkat çekmek mümkündür:
Kadınlar, sahabe hanımların—özellikle müminlerin anneleri olan hanımların—yaşam tarzına bakmalıdırlar. Onlar Müslüman kadınlar için birer örnektir. Cüveyriye (r.a.), kuşluk vaktine kadar namaz yerinde oturup Allah’ı zikrediyordu. Bu ise büyük bir hayırdır.
Oysa günümüzde birçok kadın, namazını hızlıca kılıp hemen seccadesini kaldırarak kalkmaktadır. Halbuki onun için daha hayırlı olan; sahabe hanımları örnek alarak güne namazla başlayıp, namaz yerinde bir süre oturarak Allah’ı zikretmesi, kalbinin huzur bulmasına fırsat vermesidir.
Eğer yapılması gereken işler varsa ve kalkmak zorundaysa, yine de bu oturuştan nasibini almalı; sabahın bereketini, sabah zikirlerini ve kalp huzurunu elde etmeye çalışmalıdır. Sonrasında işlerine, çocuklarına ve günlük sorumluluklarına yönelirken bu bereketi de yanında taşımış olur.